Bu aralar anneler, bu annelere bende dahil olmak üzere, eğitim ile yatıp öğrenim ile kalkıyorlar.
Nedendir bilinmez, yada bilinir de kimse söylemez, her gelen hükümet mutlaka eğitim-öğretimin bir yerini yeniliyor ya da iyi niyetle (umarım ve dilerim) bir yerine biraz ayar yapıyor. Yapıyor yapıyor da, bu arada keşke daha netlikle ve açıklıkla biz anneleri yada daha doğru söyleniş ile velileri bir aydınlatsa.Biz velilerde kafası kesilmiş tavuk misali, bir oraya bir buraya hedefsizce koşmasak.
Geçen cumartesi (12.05.2012) yeni sistem ile ilgili bir sunuma gittik ve acaba doğru mu anladım diye düşündüğüm ne varsa, hepsi uçtu gitti. İyice çorba oldum.
Daha öncede yazmıştım, okul seçmek bu kadar ZOR olmamalı diye.
Bu bizim en doğal vatandaşlık hakkımız diye.
Seçimdeki zorluğun bir sebebi (ve bence en önemli sebebi) bir şekilde gelişen “devlet okulu”na duyulan güzvensizlik, bilinmezlik.
Böyle mi olmalı?
Aksine, en çok devlet okuluna güven duyulmalı, veliler gözü kapalı devlet okuluna göndermeli çocuklarını.
Özel okullara şüphe ile bakmalı, “fazladan ne verebiliyor olabilir ki” bu parayı talep ediyor diye.
Neden ve nasıl oldu bu durum bilmiyorum.
Belki de biz çok pimpirikli olduk.
Yada bilgi artık o kadar kolay ulaşılabilir oldu ki, kimse doğruluğunu ve güvenilirliğini sorgulamadan her türlü bilgiyi kabul ettiği için mi bu karmaşa oluştu.
Kendimi karanlıkta el yordamıyla yön bulmaya çalışan denek gibi hissediyorum. Elimdeki alternatifler beni mutlu etmiyor. Kötünün iyisini bulmaya çalışıyorum ama bu da beni tatmin etmiyor.
Elimden gelenin en iyisi için çalışıyorum ama sonuçta elimde ne olacak bilemeden, ciddiye alınıp alınmayacağını kestiremeden, sadece “keşke” dememek için koşturuyorum.
Hayırlısı….
